Yazı Detayı
26 Mayıs 2020 - Salı 18:33 Bu yazı 476 kez okundu
 
EŞREF SAATİ
Sedat YASAK
 
 

Ercan, kendi halinde bir lise öğrencisiydi. Ufak, tefek, zayıf, çelimsiz, içine kapanık biriydi. Sosyal biri olmadığı için, yakın bir arkadaşı da yoktu. Kendi dünyasının kapılarını başkalarına kapattığı gibi, kimsenin içeri girmesine de müsaade etmezdi. Dersleri de çok iyi sayılmazdı. Ders çalışmayı çok sevmediği için, vaktini daha çok resim yaparak geçirirdi. Babası işçi, annesi ev hanımıydı. Kendinden küçük dört kardeşiyle zorlu bir hayat mücadelesi veren ailenin maddi durumunun yetersizliği, Ercan ın kıyafetlerine de yansırdı. İkinci bir ceketi, kravatı olmadığı gibi, tek pantolonun paçaları da, çoraplarını görünür hale getiriyordu... Ercan ın sınıfında iri yarı, ablak yüzlü Durul adında bir arkadaşı vardı. Durul, sınıf arkadaşlarından iri olduğu için herkese karşı koyabilecek gücü ve yetkiyi kendinde bulurdu. Yaptığı el şakaları kabak tadı verse de bunu herkese yapmaktan yine de geri durmazdı. Birçok arkadaşı bu şakalara tepki gösterip kendisine karşı koyardı ama Ercan bu cesareti kendinde bulamadığı için, her seferinde Durul un hışmına uğramaktan kendini alıkoyamazdı. Ercan ın el şakalarına ve sınıfta kendisine uyguladığı psikolojik baskıya veremediği tepki, Durul u şımartıyor, ona yeni şakalar ve baskılar yapmanın da yolunu açıyordu. İș giderek içinden çıkılmaz bir hale dönüşmeye başlamıştı. Tepki gösterenler bir şekilde Durul un hışmına uğramaktan kurtuluyorlardı ama aynı şeyi Ercan için söylemek hayli güçtü. Korku, içine hapsolmuş acı bir gerçeğe dönüşmüştü adeta. Ne yapsa ne etse bu durumdan kurtulmayı başaramıyordu. Hatta internetten bu durumu etraflıca araştırdı ama bir neticeye ulaşamadı. Sonuçta bu durumdan kurtulmanın bir irade gücüne dayalı olduğunu biliyordu ve buna karar verecek olan da yalnız kendisiydi. Bazı akademisyenlerin korkaklık ve ödleklikle ilgili çalışmalarını okudu. İse yarar bir şeyler bulmak, Durul belasından kurtulmak istiyordu ama bunu nasıl yapacağını bilmiyordu. Nerede bir kavga olsa, orayı terk ediyordu. Kavgaya, kargaşaya hiç tahammülü yoktu. "Allah im bana yardım et. Kurtar beni bu beladan. Dayanacak gücüm kalmadı artık. Nerede yanlış yapıyorum acaba? Niye korkuyorum bu kadar? Dayak yeme korkusu mu bu?" dedi kendi kendine... Her seferinde, bu sefer karşı koyacağım diyordu ama iş uygulamaya geldiğinde içindeki korkuya yenilip, her seferinde susmayı tercih ediyordu... Bir gün sınıftan çıkmış kantine doğru gidiyordu. Merdivenlerden inerken ensesinde bir şaplak hti. Sendeledi ama tırabzanlara tutunarak düşmekten son anda kurtuldu. Arkasını döndüğünde Durul u gördü. "Yavaş oğlum, yavaş." dedi Durul etrafındakilerle birlikte gülerek... Arkadaşlarının ve Durul un kahkahaları çok ağrına gitse de bir şey diyemedi. Ne bir tepki cümlesi sarf edebildi, ne de yüzde bir kızgınlık ifadesi belirebildi… “Niye yapıyorsun bunu bana” bile diyemedi. Ensesini eliyle tutup sessizce kantine indi. Lavaboya gidip sessizce ağladı. Aynada kendine küfürler etti, verdi veriştirdi.

Lavabodan çıkınca bir arkadaşı yanına geldi ve: "Niye bu şerefsize bir şey diyemiyorsun? diye sordu. "Ne diyeyim?" "Ne demek ne diyeyim?Bak dostum, bunun önünü alamazsan bu çocuk sana bu okulu dar edecek, bu çok net. Ya git müdüre anlat durumu, ya ailene, ya da..." "Ya da ne?" diye araya girdi Ercan. "Ya da bu adama unutamayacağı bir ders ver." "Ben ve ders vermek ha" dedi Ercan kendi kendine... Kendindeki potansiyeli biliyordu ama bu durumun da içinden çıkılmaz bir hale dönüştüğünün farkındaydı. Bir şeyler yapmalıydı ama ne? İşte cevabını bulamadığı soru buydu... Bir başka gün Beden Eğitimi dersinde Ercan ın tüysüz bacaklarını diline dolayan Durul, ilginç bir çıkış yaparak herkesi şaşırttı: "Ercan ın bacakları Aleyna Tilki de yok şerefsizim." Akabinde yükselen kahkahalar Ercan ı yerin dibine soktu. Bu kadarı da fazlaydı ama bunu Durul a değil sadece iç sesiyle kendine söyleyebiliyordu. "İnsan böyle çıldırıyor demek ki" dedi kendi kendine. Sonra: "Neye mal olacak bilmiyorum ama bu işi çözeceğim, dedi... Soyunma odasında okul üstlerini giyindikten sonra birkaç saniye düşündü… Ceketinin iç cebinden tükenmez kalemini çıkardı ve birkaç kez şaklattı… Sonra ani bir kararla tükenmez kalemini avucunun içine sakladı ve hışımla dışarı çıkıp Durul un yanına gitti. Fazla düşünüp aldığı karardan caymak istemiyordu. Ne olacaksa olsundu. Yarın her şey için çok geç olabilirdi. Kendini bu gerçeğe inandırıp şartlandırdı. Bütün cesaretini toplayıp tüm gücüyle kalemi Durul un sırtına saplayıverdi. Nasıl yaptığını, bu cesareti kendinde nasıl bulduğunu hatırlamıyordu ama yapmıştı. Her şey birkaç saniye içinde oluvermişti. Yıllardır içinde beynini kemiren düşünceler, “neden”, “niye”, “keşke” lerden kurulu cümleler dağılmış, hiç olmadığı kadar rahatlamıştı… Ne Durul un ortalığı ayağa kaldıran çığlığı, ne yüzüstü yere düşmesi, ne de arkadaşlarının kulakları yırtan çığlıkları Ercan ı korkutmamıştı. Bunu çok daha evvelden yapması gerektiğini biliyordu…

 
 
 
Etiketler: EŞREF, SAATİ,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Alanyaspor
23
0
0
2
7
9
2
Galatasaray
20
0
2
2
6
10
3
Fenerbahçe
20
0
2
2
6
10
4
Beşiktaş
16
0
3
1
5
9
5
Gaziantep FK
15
0
1
6
3
10
6
Kasımpaşa
15
0
3
3
4
10
7
Fatih Karagümrük
14
0
2
5
3
10
8
Göztepe
14
0
1
5
3
9
9
Başakşehir FK
14
0
4
2
4
10
10
Trabzonspor
12
0
4
3
3
10
11
Hatayspor
12
0
1
3
3
7
12
Yeni Malatyaspor
12
0
3
3
3
9
13
Çaykur Rizespor
12
0
3
3
3
9
14
Konyaspor
12
0
3
3
3
9
15
Antalyaspor
10
0
4
4
2
10
16
Sivasspor
9
0
4
3
2
9
17
BB Erzurumspor
9
0
4
3
2
9
18
Kayserispor
8
0
5
2
2
9
19
Denizlispor
6
0
5
3
1
9
20
Gençlerbirliği
5
0
6
2
1
9
21
MKE Ankaragücü
2
0
6
2
0
8
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı