Yazı Detayı
16 Ocak 2020 - Perşembe 10:35 Bu yazı 966 kez okundu
 
“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ”
Sedat YASAK
 
 

6284 Sayılı İstanbul Sözleşmesi, aile kurumunun altına döşenmiş bir dinamitten farksız… Kadının beyanını esas alan bu sözleşme nedeniyle binlerce baba, tecavüzcü sıfatıyla demir parmaklıklar ardında...

Bazı akademisyenlerin ve yazarların bu sözleşmenin aile kurumuna verdiği zararları anlatmaya çalışmaları da halkımızdan gerekli desteği ve ilgiyi görmedi. Medyanın da konuya duyarsız kalması, erkeleri kendi kaderine terk etti.

Devletin, toplumu ve aile kavramını ilgilendiren böylesine önemli bir konuda hala birtakım somut adımlar atamaması ise, ciddi bir hayal kırıklığı… Birilerine yaranma kaygısıyla kabul edilen bu sözleşmenin elle tutulur somut hiçbir dayanağı yok.

Bu sözleşmede geçen 103. Madde ciddi mağdurlar oluşturdu. Tek suçları 18 yaş altı evlilik yapmak olan ve tecavüzcü yaftası yiyen binlerce aile babası, çocuklarından ve eşlerinden koparılarak hapse mahkum edildiler. Üstelik bu mahkumiyetler de birkaç ay ya da birkaç yılla da sınırlı kalmadı…

“Cinsel İstismar” kavramının içerisinde ise, inanılmaz saçmalıklar var. Şöyle ki; mesela laf atmak da, elle temas etmek de, fiili tecavüzde bulunmak da aynı kapsamda yer alıyor.

Özellikle feminist çevrelerden destek alan ve Aile Bakanlığı tarafından da desteklenen bu sözleşme, tepkilere rağmen hala yürürlükte… Ve bu sözleşmeyi ilk kabul eden ülkenin de Türkiye olması son derece düşündürücü…

“Hiçbir erkeğin namusu, şerefi, hürriyeti güvence altında değil. Erkeklerin insani hakları, kadınların iki dudağının arasında. Kadının delil ya da şahit sunmasına da gerek yok. Bu kanun maddesiyle iftira ülkede yeni kazanç kapısı oldu…” diyor gazeteci-yazar Sema Maraşlı…

Suç isnat eden, hukuken bu iddiasını ispatlamakla mükellef olduğu halde, bu kanunun ilgili maddesinde bu hüküm geçerliliğini yitiriyor. Kadının beyanını esas alan bu sözleşmeyle, kadın sonradan fikrini değiştirse de mahkeme, kadının ilk beyanını esas almaya devam ediyor. Bu da binlerce erkeğin mağdur olmasına sebep olduğu gibi, aile kavramını da ciddi anlamda yok etti, etmeye de devam ediyor…

Bu sözleşmeyle kadına yönelik şiddet ve cinayet azalmamış, aksine artmıştır. Veriler de bunu doğruluyor.

Akit yazarı Ali Karahasanoğu da bu gerçeğe değinip: “Kadına yönelik şiddetin azalması için imzalanan bu sözleşmeyle kadına yönelik şiddet de kadın cinayetleri de katlanarak arttı. O halde bu sözleşmeyi yırtıp çöpe atmanın vakti gelmiştir. Çünkü bu sözleşmenin kadına ve topluma bakış açısı yanlış…” Der ama kale alan kim?

Sosyal medyada da birçok aydın, bu sözleşmenin toplumda oluşturduğu bozulmaya dikkat çekmeye çalışsalar da gerekli mercileri harekete geçirmeyi başaramadılar.

Özellikle öğretmen ve imamlar şikayetlerin odağında… Yeni neslin yetişmesinde aktif rol oynayan öğretmen ve imamlar, bu anlamda ceza aldıklarında, ceza ikiye katlanarak uygulanıyor. Yani beş ise on yıl; on ise yirmi yıla mahkum ediliyorlar. Bu da meselenin bir başka vahim tarafı…

Toplu taşıma araçlarını kullanan erkekler, şimdilerde tıkış tıkış dolan araçlarda kadınlarla bedensel temas kurmamaya özellikle dikkat ediyorlar…

Son olarak Diyanet İşleri Başkanlığının, sorun yaşayan ailede kadın ve erkeğin uzlaşmasını kesin olarak engelleyen bir protokole imza atması, bu kadarı da olmaz dedirtecek türden… Eşlerin aralarını bulmak için indirilen Nisa Suresi 35.Ayetini yok sayan Diyanetin bu tutumu, inançlı kesimin bu kuruma olan güvenini de ciddi anlamda sarstı.

“Kız; hocam, notumu yükseltirseniz belge alacağım, diyor. Hoca da bu notu hak etmen gerek, deyip kızın teklifini geri çeviriyor. Sen misin bana istediğim notu vermeyen diyen kız, şeytanca bir planla, ailemi arayabilir miyim, diyerek hocasından cep telefonunu istiyor. Hocasının telefonunu alan kız, sınıfın dışına çıkarak kendine cinsel içerikli mesajlar atıyor ve mesajları silip telefonu hocasına geri veriyor. Sonra da gidip hocasını şikayet ediyor. Hoca, kendini temize çıkaramadığı gibi, görevden alınarak hapsediliyor… Böyle yüzlerce acı hikaye var…” diyor,Sema Maraşlı…

Öylesine ilginç ve yürek burkan hikayeler var ki, insan hangi birini anlatacağını bilemiyor. Burada bu hikayelere girip yazıyı uzatmak istemiyorum ama gelinen nokta son derece ürkütücü, bu çok net. Bu sözleşmeden vazgeçilmemesi durumunda, toplumsal değerlerimiz ve aile yaşantımız ciddi anlamda yara almaya devam edecek…

 
 
 
Etiketler: “İSTANBUL, SÖZLEŞMESİ”,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Alanyaspor
23
0
0
2
7
9
2
Galatasaray
20
0
2
2
6
10
3
Fenerbahçe
20
0
2
2
6
10
4
Beşiktaş
16
0
3
1
5
9
5
Gaziantep FK
15
0
1
6
3
10
6
Kasımpaşa
15
0
3
3
4
10
7
Fatih Karagümrük
14
0
2
5
3
10
8
Göztepe
14
0
1
5
3
9
9
Başakşehir FK
14
0
4
2
4
10
10
Trabzonspor
12
0
4
3
3
10
11
Hatayspor
12
0
1
3
3
7
12
Yeni Malatyaspor
12
0
3
3
3
9
13
Çaykur Rizespor
12
0
3
3
3
9
14
Konyaspor
12
0
3
3
3
9
15
Antalyaspor
10
0
4
4
2
10
16
Sivasspor
9
0
4
3
2
9
17
BB Erzurumspor
9
0
4
3
2
9
18
Kayserispor
8
0
5
2
2
9
19
Denizlispor
6
0
5
3
1
9
20
Gençlerbirliği
5
0
6
2
1
9
21
MKE Ankaragücü
2
0
6
2
0
8
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı